20100921

ön sevişme yasak, tecavüz serbest!

Toplum olarak bin türlü ayıbımız var malum. "Ele güne" karşı hep adam eşgalinde gezmemize karşın pek de adam sayılmayız. Adam derken, yıllar evvel bir avuç kendini bilmez feministin "adam değiliz kadınız biz" diye beni bir mecliste azarlamalarının tekerrürünü yaşamayalım. Kastımız açık. Feminist falan dinlemem alırım ayağımın altına.

Ufak tefek şeylerden söz etmiyorum aslına bakarsanız. Örneğin herhalde 50 yıldır falan çeşitli sohbetlerde boy gösteren "yerlere tükürülüyor" feveranı benim konum değil. Hatta bu şikayette bulunanların pek azının sabahın erken saatlerinde evinden çıkıp işine gittiğini ve onların şikayet ettiği şeyin kıralının işte tam o saatlerde olduğunu bilmeme rağmen değil. Evet güne asfalt üzerinde avuç büyüklüğünde yeşil lekelerden oluşan mayınlarla başlamak hoş bir duygu sayılmaz. Yine de anlatacaklarıma kıyasla üzerinde durmaya bile değmez.

Bu linkte çoğu gazetenin internet sitelerinden alışkın olduğunuz, aslında arka sayfa güzeli "geleneği"nin bir tür devamı olan foto galerilerden biri var. Bugüne kadar foto galeri kisvesi altında türlü eşşeklik yapılmıştır. Falanca sanatçı kızını okula yazdırdı diye haber yapıp altına aynı sanatçının amlı götlü fotoğraflarını koymak salt "ilgili konular" scriptinin marifetidir sanıyorsanız uyandıriyim. Aslında tam da biz o göte bakalım diye o haber orda duruyor. İşte bu linkte de aha bu foto galerilerden biri var, başlık "İki tecavüz sahnesi arasındaki fark". Sözü geçen iki tecavüz sahnesi, 1986 yapımı Süreyya Duru imzalı Fatmagül'ün Suçu Ne filmindeki sahne ile bu filmin aynı adlı uyarlaması olan Ay Yapım prodüksiyonu dizideki aynı sahne. Galeriyi hazırlayan beyzade 21 görsel eşliğinde 1986 yılında Hülya Avşar'ın mı, yoksa 2010 yılında Beren Saat'in mi daha gerçekçi s.kildiğini detaylarıyla anlatmış. Yine de allah için hangisinin daha iyi s.kildiğini anlamaya yetmiyor galeri, oturup iki sahneyi de izlemek gerekiyor. Biz de zaten toplum olarak öyle yapıyoruz. Tecavüz nerede biz oradayız!

Seks, cinayet, entrika, arabalı marabalı sahne, aksiyon kıl yün... bunlar televizyonun icadını müteakip ivedilikle ortaya çıkan kitle beğenisi zımbırtıları. Bir başka deyişle, halk bunları sever kardeşim, yersen. Halk burada umduğunu değil bulduğu yiyen gariban misafir olabilir mi derseniz, onu bilemem. Hem bulduğunu yeme işi de bir yere kadar. Adamın önüne öyle bişey koyarlar ki günün birinde, varın gerisini siz düşünün. Hülasa bunlar televizyon işinin temel kurallarıdır. Bilhassa dizi gibi dramatik bişeyle uğraşıyorsan içine bunlardan koyucan. Yolu yok. He bunun yerine din diyanet yalan dolan batıl vb. koysam olmaz mı? Olur, o da olur, her türlü pislik olur şeker kardeşim. Ama satıcam diyosan içine bunları koyacaksın. TV işinin de tabiatı satmak üzerine bina olduğu için bir başka ifadeyle çaresizsin.

Tamam senin çaren yok. Paranın derdine düşmüşsün, ticaret erbabısın, senin için Tahtakale'de kaçak porno satmakla dizi çekmek arasında hiçbir kategorik fark yok. Sen zaten y.rrağı yemişsin arkadaşım. İyi de bize ne oluyor!

Efendim eskiden imkanlar kıt idi. Yeri gelir insan bir bel, bir göt görebilmek için TRT'de yılbaşı programı takip ederdi. Ama bugün öyle mi ya? Herhangi bir tutuk zekalı internete girip yarım saat içinde aklınıza gelecek her türlü sapıklığı kısmen de olsa tatmin edebilecek materyal bulabiliyor. İnternetim yok diyorsan gidiyosun CDsini alıyosun, Kadıköy'de falan var. Ulan hiçbir şey yapamıyorsan Taksim'in girişindeki simitçiye otur ikinci kattan gelene gidene bak. Ama artık allah rızası için televizyondan tecavüz sahnesi takip etmeye bir son ver. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır, nasıl bir toplumsal sapıklıktır ben çözemedim. Bir memlekette her tecavüz sahnesi reyting rekoru kırar mı? Hayır herkes birbiriyle uğraşıyor ama kimse bununla uğraşmıyor. Siyasal islam vardı, İran oluyoduk, yok mu onlardan bi ses çıkaran? Ferzan Özpetek 1997'de Hamam filmini çekti. Hamamcılar Odası mı, yoksa tellaklar derneği mi emin değilim, basın açıklaması yaptı, "hamamda eşcinsel ilişki olmaz" diyerekten. Türkiye'de doğru düzgün izlenmiş bile olmayan kendi halindeki bir filmi referans alıp hamamın cinsel tercihini savunan adam var bu memlekette! Gerekli gereksiz tecavüz sahnelerine tepki gösterecek kimse yok. Ekrandaki sigaraya mozaikleyen, TV'de otu boku sansürleyip yasak koyan "ahlak bekçisi" kurum var, fakat iş tecavüz sahnelerine gelince ses etmiyor bu hıyarağaları. Yani feministler falan da bir şey demiyorlar aga. Hatta daha beterleri var. Örneğin sorsanız "demokrat, kadın hakları savunucusu" olarak adı geçebilecek bir hanım abla bir dizi senaryosu yazıyor; her üç bölümden birinde tecavüz var! Aynı gariban kadıncağızı her üç bölümde bir birileri s.kiyor kardeşim!! Senaryo yazarı hanıma sorsanız işte efendim memleketimizin hangi kanayan yarasına parmak bastığını anlatacak kimbilir.

Bu işte bir de eşi menendi bulunmaz bir devlet-millet kaynaşması, daha doğrusu suç ortaklığı var. Daha evvel andığımız RTÜK denen deyyuslar odası, TV'de nice "masum" içeriği "ahlaka aykırı" bularak engeller veya cezaya hükmederken, kan fışkırmalı boğaz kesme sahneleriyle tecavüz sahnelerine ilişmiyor. Biz de (hadi sokaktaki amcayı boşverelim) sözümona toplumsal muhalefeti temsil eden binlerce dernek, kurum, parti, örgüt, birlik vs. olarak suskunluğumuzla onaylıyoruz bu durumu. İnternetteki -fiilen hiçbir hükmü olmayan- sansüre karşı koca kampanyalar var. RTÜK'e karşı niye yok? Peki tamam, olmasın, olmasın da, bu it sıpaları -üstelik bir de dinciyiz diye geziyorlar ortalıkta- niye bunları da engellemiyor ulan? Bu kafaya göre ön sevişme yasak, tecavüz serbest!
 
Kusura bakmayın ama bizden bi cacık olmaz kardeşim. Böyle başa böyle tarak, böyle göte böyle RTÜK!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder